Sitene Ekle | Arsiv | Iletisim | Anasayfam Yap | Sık Kullanilanlara Ekle
06 Şubat 2012 Pazartesi
Gazeteler

Genel Editör
Webmaster
Hazirlik Devam etmektedir..
Düşünce Platformu
Ali Tarık Erdem
Sizin, Bizim ve Hepimizin mekanı burası...
Yusuf S.Kul
Hayat...
Misafir Yazarlar
Ridvan Kaya
Anti-Semitizm Hassasiyeti ve Siyonist Yüzsüzlük
Selahaddin Eş Çakırgil
Obama Tom Amca rolüne soyunan bir Kunta Kinte..
Mehmet Pamak
İnkılâbi Yol Şiddeti Değil Gönüllü Toplumsal Değişimi Esas Alır
KUR'AN TOPLUMUNUN İNŞâSI..
M.Pamak, Kur'an'ın nüzûl sırasına okunması halinde ilk Kur'an neslinin Mekke'de nasıl yeşerdiğinin çarpıcı bir şekilde görülebileceğini söyledi.
2009-03-31 - 23:02

Almanya'nın Kuzey Ren Vestfalya (Nordrhein - Westfalen) eyaletinin başkenti Düsseldorf'a bağlı Neuss ilçesinde bulunan İrşad Kitabevi, haftalık eğitim ve bilgilenme seminerlerine bu hafta sonu da devam etti. Gladbach Caddesi 475 adresinde bulunan kitabevinde düzenlenen konferansın bu seferki konuşmacısı olan İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı (İLKAV) Başkanı Mehmet Pamak, " Kur'an Toplumunun İnşâsında Aşamalar" adlı tebliğini sundu.


İnsanlık tarihi boyunca sapmaların var olduğunu, bu sapmaların ardından Allah tarafından gönderildiği elçileri eliyle düzeltme işlemi gerçekleştirildiğini söyleyerek konuşmasına başlayan Mehmet Pamak, Kur'an'ın nüzûl sırasına okunması halinde ilk Kur'an neslinin Mekke'de nasıl yeşerdiğinin çarpıcı bir şekilde görülebileceğini dile getirdi. "Tertil sırasına göre Kur'an okuması, ilk dönem mü'minlerinin nasıl inşâ oldukları noktasında bize ciddî bilgiler vermektedir" diyen Pamak, Resûl-i Ekrem'e ilk vahyin geldiği andan itibaren O'nun İslamî şahsiyeti oluşturma gayretine girdiğine işaret etti. "Fıtrat" ile "vahiy" arasında bir bağ bulunduğu tesbitinde bulunan İLKAV Başkanı Pamak, "İnsanın ilahî mesaj ile buluşması, muhatab kılınması, fıtrat ile vahyin birleştirilmesi anıdır. Rabbimiz, vahiy ile fıtrat arasındaki bağın kopartılmamasını istiyor. Fıtrata bağlı olan insanlar, güzel şahsiyetli insanlar olurlar. Fıtratı vahiyle buluşturanlar ise güçlü, güzel İslamî şahsiyetler oluştururlar" dedi. Mehmet Pamak, insanî şahsiyeti güçlü olanların İslam'la şeref kazandıklarında "İslamî şahsiyet" haline geldiklerine vurgu yaparak, "Tabiî ki İslamî şahsiyete sahip olduktan sonra, Allâh'ın yüklediği bir sorumluluk devreye giriyor. O da, 'şâhîdlik'tir. Vahyin şâhîdliğini yapmak, insanlara mesajı ulaştırmaktır" değerlendirmesinde bulundu.






Mehmet Pamak, "Hicret" olgusuna değinmeden geçemediği konuşmasında, "Hicret ilk etapta kalbî boyutta gerçekleşir, sonra eylemsel boyuta geçecektir" ifadelerini kullandı. Vahiyle sorumluluk üstlenen İslamî şahsiyetin davranışsal ve eylemsel planda vahye şâhîdlik yapmak zorunluluğu bulunduğu gerçeğinin altını kalın çizgilerle çizen Pamak, devamla, Kur'an 'ın nüzûl sırasına okunması halinde ilk Kur'an neslinin Mekke'de nasıl yeşerdiğinin çarpıcı bir şekilde görülebileceğini söyledi. "Nüzûl sürecinde ilk sûre olan Alaq sûresinde eğitim araçlarına vurgu yapılıyor. Okumaya, bilgiye, kaleme vurgu yapılıyor. Vahyin ilk şâhîdlerinin bu şekilde yönlendirildiğini görüyoruz" açılımında bulundu. "Kalem"e ve okuma"ya ilk inen âyetlerde vurgu yapılması üzerinde herkesi düşünmeye çağıran Pamak, "Mekkî sûrelerde Allâh'ın adı ile okuma çağrısı yapılmaktadır" şeklinde konuştu. Hakikate bütüncül yaklaşmak, bütün olarak bir okumaya tabiî tutmak sorumluluğunu da göz ardı etmemek gerektiğini salık veren Mehmet Pamak, "Müzemmil Sûresi'nde tertil üzerine okumaya bir çağrı var" dedi.






"Müddessir Sûresi'nde İslamî şahsiyetin davetçi ve hareketçi olması gerektiği uyarısı yapılıyor. Uzlete çekilmemesi gerektiği vurgulanıyor ve onu harekete geçirecek ivme veriliyor" sözleriyle konuşmasını sürdüren Pamak, temiz bir rûhun temiz bir bedende, temiz bir bedenin ise temiz bir kıyafette olması gerektiğine vurgu yaparak, "Davetçi bu boyutların hepsi ile temiz olmalıdır" dedi. Elbisenin kirliliğinden, akidevî ve ahlakî kirliliğin kastedildiği görüşünü ön plana çıkaran Pamak, "Elbiseni temizle; yani elbiseyle birlikte içindeki bedeni de temizle. Tüm yaptıklarını Allâh rızası için yap, bir karşılık bekleme. Ama bundan dolayı bir kibirlenme olmasın, sen sadece Allâh'ı razı etmek için bunu yapıyorsun" uyarısında bulundu. "Sen sabırlı olmalısın, sabret. Seni hor görecekler, aşağılayacaklar, hakir görecekler ama sen bunlara aldırış etmeyeceksin. Sabredeceksin, mücadeleye devam edeceksin" diyerek konuya devam eden Pamak, "Müddessir Sûresi'nden yine bir âyet, 'tüm yaptıklarını Allâh rızası için yap' diye geliyor. Ve en neticede bütün bunlara sabret ki sen basit bir yolculuğa çıkmıyorsun. İslamî şahsiyet tutarlı olacak, önce hal ile terbiye olacak, sonra gal ile terbiye edecek. Ve yine İslamî şahsiyet yapmadığını da söylemiyecek, ki aksi halde tutarlı olması beklenemez. Kendisini şâhîd kılmayanın bir başkasını şâhid kılması beklenemez" biçiminde konuştu. "İmanî hicret, amelî hicret ve üçüncü hicretten bahsedilebilir: Cahilî yapıdan bir İslamî yapıya hicretten bahsedilebilir. Cahilî yapıları terk edip, alternatif yapılar ortaya koymak gerekmektedir" diyen Mehmet Pamak, İslamî şahsiyetin adil ve güvenilir olması gerektiğini dile getirdi.






Fatihâ Sûresi'nin bütünü ile inen ilk sûre olduğuna dikkat çeken Başkanı Pamak, "Orada ise 'biz' bilinci verilmektedir" dedi. Peygamber Efendimiz'in "Müslüman kardeşini hakir görmek bile kişiye şer olarak yeter" hâdis-i şerîfini hatırlatarak konuşmasını sürdüren Pamak, "Allâh'ın yardımı cemaatin üzerinedir. Bereket cemaat olmakla beraberdir. Birey olarak kalmak, mü'minlere yakışmaz. 'Onların işleri aralarında şurâ iledir'; bu Mekkî bir sûredir. Bir lider ise bir istişare heyeti içerisinde olması gerekendir. Ashâb-ı Meymene (kitapları sağlarından verilenler) ve ardından da öncülerden bahsediliyor, 'sabiqun', ve o özendiriliyor" sözlerine yer verdi. Hayat ve ölümün, hangimiz daha güzel âmel yapacağız diye yaratıldığı tezini işleyen Pamak, "Önemli olan hayırda yarışmaktır. İtibar kazanmak istiyorsanız, salih âmellerde bulunun. Sınanmadan, fedâkârlık gösterilmeden bir karşılık yoktur. Onun sınavını vermek gerekiyor" dedi. Mehmet Pamak devamla, "Öyleyse biz hayırda yarışalım, hayırlı âmeller yapmakta biribirimizle yarışalım" çağrısında bulundu.




"'Nadiye' meclis demektir. Meryem Sûresi'nde de geçer. 'Hangisinin nadiyesi daha güzel?' diye soruyor. Yunus 80'de Hz. Musâ'ya emredilen evlerden bahsediliyor. Bu âyet Mekkî bir âyettir" ifadelerine yer veren Pamak, evlerimizin kitap ve hikmetin işlendiği yerler haline gelmesi gerektiğini tavsiye etti. Parça ibadetlerin hayatı dönüştürmesinin mümkün olmadığını, bunun da Kitab'a bütüncül yaklaşmakla mümkün olduğunu yüksek sesle dile getiren Mehmet Pamak, yaşayabilen imanın âmeller ile beslenebilen iman olduğuna işaret ederek, "Yüzlerinde secde izi var demek, hayatlarının bütünü içerisinde secde damgası, izi var demektir" dedi. İlk neslin bütüncül bir ibadet anlayışı olduğuna sözü getiren Pamak, "Cehennem ehlinin 'biz namaz kılanlardan değildik' ifadesini, bizatihi namaz kılmanın da ötesinde, hayatın tamamını kapsayan bir namaz olarak anlamak lazımdır. Yoksa etliye, sütlüye karışmayan bir namaz orada kılınan namaz olarak anlaşılmamalı. Hayatın inşâsında da bir tertili görüyoruz, aynen okumada olduğu gibi. İsrâ 106'da tertil üzere indirme de var. Furqan 32, bir kereden indirilmediği, tertil üzere iletildiği vurgulanıyor âyette" şeklinde konuştu.






Sayıları 1500 civarında olan ilk neslin Medine'de örnek Tevhîdî toplumu oluşturmasına karşılık bugün sayıları 1, 5 milyar olan ve kendisini İslam'a nisbet eden büyük topluluğun bunu neden gerçekleştiremediği sorusunu soran Pamak, Seyyîd Kutub'un bu sorunun cevabını ararken 3 sonuca ulaştığını söyledi ve bunları dinleyicilerle paylaştı. Pamak, Seyyîd Kutub'un ilk Kur'an nesli ile ilgili üç tesbirini şu şekilde aktardı: "1 - İlk nesil doğrudan Kur'an 'dan beslendi. Beslenme ve gelişme kaynağı sadece Kur'an'dı. 2 - Okumadan başlayıp, anlama ve yaşama için okunması, ki yoksa haz almak için, bilgilenmek, kültürünü genişletmek için değil. 3 – İslam'ın giriş kapısında cahilî pisliğinden kurtulma bilinci vardı, ki bu da önemliydi. Cahiliyenin tüm kirlerinden arınmak amacıyla okunuyordu" iktibasında bulundu. Vahyin, İlk neslin hayatlarının merkezinde durduğunu söyleyen Mehmet Pamak, "İlk Kur'an toplumunu 'müçtehid' olarak zikretmek yanlış olmasa gerek" dedi, "Her bir bireyinin Kur'an'ı anlama, yaşama bilincinde olduğu bir toplum."




4 boyutlu gelişim sürecinden bahseden misafir konuşmacı, "İçe dönük mücadele; iç dünyada arınma, Kur'an 'la teçhiz olma. İman - âmel bütünlüğü içerisinde İslamî şahsiyetin ortaya çıkarılması ki bu bireysel bir mücadeledir. Bunun için de tabiî ki biz birbirlerimizden istifade ederiz, örneklik ederiz ama kendi kendimize başarmamız gerekecek bir durumdur bu. Bu bizim kıyametimize kadar sürecektir, ölümümüze kadar. Çünkü sürekli kirleniyoruz, cahiliyenin pislikleri sıçrıyor. Akidevî ve ahlakî kirlilikten temizlenmek. Dışa dönük mücadele; bunu da 3'e ayırıyoruz. 'Kalk ve uyar'; tebliği eğitim çabaları göstermek. Egemen şirke, zorba sistemlere karşı insanların özgürleşmesi için mücadele etmek. İnsanların iradelerine, kalblerine konmuş ipotekleri kaldırana kadar mücadelemiz devam edecektir. Adalet ve özgürlük mücadelesi olarak, zûlme karşı, zalime karşı mazlumun yanında yer almak" diyerek tebliğin Tewhîd'e yapılması, Allâh'ı birlemek gerektiğine çağrı yapılması lazım geldiğini söylemine aldı. 



Haber: İbrahim Sediyani
Fotoğraflar: Hüseyin Uslu
Haksöz – Haber / Neuss


 


 



Bu haber  630  kere okundu
YORUMLAR
Bu Kategoriye Ait Diğer Haberler
Batı da İslami Varlık Tehdit Olarak Görülüyor İnsandaki İstiğna duygusu ve Haddini bilmek İslam da Aile Eğitimi İslami Hayatta Kadın ve Erkek Gündem Değerlendirmesi İrşad da Hz. Ebu Bekir Dönemi Konuşuldu İrşad’da "Neslimiz, Sorumluluğumuz" Konuşuldu "Hadis Usulu ve Tarihi, Rivayetlerin Sahifeleşmesi" "Tarihe Bakışımız-Hilafet ve Halife Seçimi" İrşad da İfsad ve Islah Kavramları Konuşuldu.
Röportaj / Analiz
Son İçerikler
En Çok Okunanlar

Bugün

1

Bu Hafta

1

Bu Ay

1
ANKET
Sonuçlar
Son İçerikler
En Çok Yorumlananlar

Bugün

1

Bu Hafta

1

Bu Ay

1
Copyright © 2007-2008 İrşad Kitabevi içerikler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.